Create your own banner at mybannermaker.com!
Copy this code to your website to display this banner!
Get this widget | Share | Track details
Fly_boy - Blogcu



Kutsi

Üçüncü albümünü çıkaran Kutsi, müzik dünyasında yaşanan atışmalara anlam veremediğini söyledi: "Ferhat Göçer, Kayahan ustaya laf attı. İnsan ancak eleştirecek seviyeye geldiğinde bir başkasını eleştirmeli... "

Müzik piyasasının "romantik prensi" Kutsi'nin üçüncü albümü "Aynı Şehirde Nefes Almak Bile Bana Yetiyor" çıktı. Albümde bulunan 11 şarkı Kutsi'nin imzasını taşıyor. Albüme Cengiz Kurtoğlu ile özdeşleşen "Duvardaki Resim" şarkısını da koyan Kutsi, amacının 20 yıl sonra da zevkle dinlenecek şarkılar yapmak olduğunu belirtiyor...

* Üçüncü albümünüzle hayranlarınızın karşısındasınız. Nasıl bir albüm oldu bu?

16 şarkılık bir albüm yaptık. Bu parçalardan 11'i bana ait. Albüm yapmak kendine güvenle alakalı. Yarın bir kaset daha çıkartacak olsam, hazırda 16 şarkım daha var. Müzik öyle bir aşk ki, kaset çıkartmak için beste yapmaya hiç gerek yok. Ben boş zamanlarında bile melodileri kenara paketleyen, şarkı sözlerini not eden bir adamım.

* Alışık olduğumuz Kutsi tarzı mı hakim albümde?

Ben kendi sound'umu yıllar öncesinden belirlemiştim. Bu albümde Devlet Senfoni Orkestrası eşliğinde çalıştık ve bir konsept yarattık. 16 şarkının tamamı canlı şekilde tonlandı. 1970'li yılların özlediğimiz sound'ları benim ruhumdan çıkan şarkılarla dinleyiciye aktarılıyor bu albümde.

* İnanılmaz bir özgüveniniz var. Gündeme gelmek için çırpınan tiplerin aksine, son derece sakinsiniz...

Kimseye saldırmaya lüzum yok, biz müzik yapıyoruz. İnsan yaptığı şeyi bildikten, doğru zamanda doğru şarkıyı çıkarttıktan, o parçayı doğru kitlelerle paylaştıktan sonra zaten çok mutlu oluyor. Allah'a şükür benim ne anlatacak dramatik bir hayat hikayem ne de biriyle bir kavgam var. Sadece şarkılarım, gitarım, bestelerim ve sözlerim var. Sesim ve yorumum var. Sadece kendimle yarışıyorum ve müzik camiasında yaşananlar beni gerçekten şoke ediyor.

* Bugün İbrahim Tatlıses gibi dev bir ismin bile reyting uğruna birçok şey yaptığı söyleniyor...

İbrahim Tatlıses gelmiş geçmiş en iyi seslerden biri. Onun bir şey yapmasına gerek yok ki. Ben bir önceki albümümün çıktığı günden beri yeni albüm için çalışıyorum. Dizi, televizyon programı, stüdyo çalışmaları var. Çalıştığım için ortaya çıkıyor bütün bunlar. Bazı şeyler bana cidden ters geliyor. Mesela Ferhat Göçer'in albümü çıkmış. Kendisi Kayahan ustaya laf atıyor. Böyle şeyleri sevmiyorum. Ne gerek var ki böyle bir şey yapmasına?

* 'Ben böyle oyunların içine girmem' diyorsunuz yani...

Niye gireyim? Bir de söz konusu Kayahan olunca durmak gerekiyor. Ben öyle bir şey yapamam. Birilerine laf atarak bir yerlere gelmek istemiyorum. Ben müzik yapıyorum ve bu işi çok seviyorum. İnsan önce kendi yaptıklarına bakmalı, sonra başkasını eleştirmeli. Eleştirebilecek seviyeye geldiysen eleştirirsin. Bazı gerçekler ortadaysa, kimsenin laf söylemeye hakkı yoktur.

* "Sane Ne" şarkınızın klibinde gözlük taktığınızda sizi Mustafa Sandal'a benzetenler olmuştu. Hatta Sandal'la aranızda gerginlik olmuştu...

Mustafa Sandal'a benzemek gibi bir çabam olmadı. Klip çekimine giderken gözlüğü bir mağazadan aldım, amacım güneşten korunmaktı. Yönetmen beni gözlükle görünce, birkaç plan almak istedi. Ben bu konulara hiç girmedim. Mustafa Sandal'la da hiç tartışmadım.

* Bu yaz albümü çıkanlar arasında Tarkan ve Mustafa Sandal da var. Aralarında rekabet ya da atışma olur mu sizce?

Beni atışmaları değil, müzikleri ilgilendiriyor. İkisini de dinliyorum ve beğeniyorum. Tarkan'ın son İngilizce albümü bana çok samimi gelmedi. Tarkan'dan 'Unutmamalı' ve 'Dön Bebeğim' gibi şarkılar dinlemek istiyorum.

ESİN ÖVET - Sabah Gazetesi

Kıraç

Yeni albümü "Yolumu Bulurum"u bir hafta önce çıkaran Kıraç, her parçasının çalıntı olduğu iddialarından bunalmış: "Saygınlığımı kaybettiğimi düşündüğüm anda müziği bırakırım! Benim müziğimi dikkatle dinleyenlerin benim hakkımda böyle bir düşüncesi olamaz!"

Türk rock müziğinin aykırı sesi Kıraç, 4 yıl aradan sonra yeni albümü "Yolumu Bulurum"u önceki hafta yayınladı. İçinde 13 şarkının bulunduğu albüm, "Kayıp Şehir" ve "Bir Garip Aşk Bestesiyim" albümlerinden farklı bir sound'a sahip. Bu farklı sound'u biraz açmak gerekirse; sözün biraz daha ileride müziğin ise biraz daha geride olduğu diğer albümleri gibi değil, daha sert bir yapısı var. Zaten bunu Kıraç da doğruluyor. Zaman içinde kendisini sürekli geliştirdiğini, dinleyicinin de buna paralel geliştiğini söyleyen Kıraç şunları anlatıyor: "Bu albümdeki sert yapı biraz sanatçı mastürbasyonu gibi algılanır ama hayır! Öyle bir durum yok! Benim gibi birkaç sanatçı daha Türkiye'nin kirlenen sound'unu albümlerimizle temizlemeye çalışıyoruz."

* Son albümünüzün adı 'Benim Yolum'... Yolunuzu buldunuz mu? Bu bir tespit. Bütün albümlerim ve yaşantımla ilgili bir hikayem vardı. Sonuçta bu bir yoldu. Sadece bu albüme denk geldiği için ismini böyle koyduk. Bu yolu tanıtmak ve o yolla ilgili bilgi vermek istiyorduk. Yani amacımız o yolun tespiti ve o yolu paylaşmaktı. Yoksa yolumu bulmak gibi bir şey yok!

* Peki Kıraç'ın müzikte paylaştığı yol ne? Ne kadar dile getirebildim bilmiyorum ama genel olarak albümlerimde dile getirmeye çalıştığım bir şeyi anlattım. Günümüzde dünyanın gittikçe daha umutsuz bir hal aldığını düşünüyorum. Zaten her şey çabuk tüketiliyor. Herkes de bu seviyesizliğin bir parçası olmak durumunda kalıyor. Bir baktım ki, dünyada, her dönemde bu çabuk tüketim evresi yaşanmış. Başka insanları düşünen insan sayısı da çok az. Toplum olarak büyük bir uykunun içinde yaşadığımızı düşünüyorum, bundan kurtulmak için de cahilliğe karşı savaşmalıyız. Ama günümüzde eğitim de pirim yapmıyor.

* Bu albümün mesajı ne? Sadece şu: 'Bir ülkedeki insanların biraz daha kendileriyle ilgili 'ben neyim?' derdine düşmesi lazım. Yani günümüzde şarkıcıların benim gibi konuşması ukalaca geliyor ama ben normal vatandaş olsam da bunları söyleyeceğim. Çevrenizle ilgilenin, tek düşünceniz daha fazla para kazanmak ve karnınızı doyurmak, daha çok araba almak ve daha fazla kadınla sevişmek olamamalı! Dünyayı bu kadar da basite indirgemememiz gerekiyor. Ben bir şarkıcı olarak bunları söylemeyi vazife biliyorum. Hem de rahatsızım.

* Rahatsızlıklarınızı en çok dile getirdiğiniz albümünüz bu mu? En net olarak dile getirdiğim albümün bu olduğu söylenebilir. Sound olarak da sert bir albüm. Albüm içindeki yoğun müzikaliteden dolayı sert bir yapım oldu. Yoğun müzikalite, toplumun geniş bir kesiminin çok da umrunda olmayabilir. Bu birazcık sanatçı mastürbasyonu gibi algılanır ama hayır! Burada benim öyle bir durumum yok! Benim gibi birkaç sanatçı daha Türkiye'nin kirlenen sound'unu çıkarttığımız albümlerle temizlemeye çalışıyoruz. Albüm çıkarmak çok ucuzladı. Ben ille de albüm çıkaran kişi okullu olsun demiyorum ama birazcık da işini bilen yapsın!

FARK ANLAŞILIR

* Türk toplumu bu albümdeki sound'a hazır mı? Müzik sürekli bozuluyor ve bunu dejenere insanlar yapıyor. Müzik gittikçe kalitesizleşiyor. Bu albümün sound'u sert gelebilir ama ben Türk toplumunun bu sound'a hazır olduğunu biliyorum. 13 şarkı var. 3.5-4 seneden sonra insanlara ciddi bir materyal verelim istedik. Birazcık konsantrasyon kaybına neden olabilir ama aldığım eleştirilere bakılırsa dinlendikçe içine girilecek. Yüksek sesle kaliteli ortamda dinlenirse fark anlaşılacak. Bu albümün tamamının beğenileceğini ve kıymetleneceğini düşünüyorum. 'Ne Kıraç aynı şeyi yapıyor' desinler ne de 'Sen ne yaptın? Biz seni böyle bilmiyorduk. Ne gerek vardı' demesinler... Felsefesi de olmalı! Verdikleri paranın tam hakkını almak dinleyicinin hakkı ve bana saygı duyduklarını biliyorum.

* Yaptığınız dizi müziklerinin, albümlerinizin önüne geçtiğini düşünüyor musunuz? Zaman zaman geçti. Ama ikisini de ben yaptığım için bir sıkıntıya düşmedim. Çünkü kendi kendimin rakibi değilim! 'O benim yan işim' diye düşünemem. İnsanların dizi müziklerini sevmesinden de memnunum.

* Eurovision'da Sertab Erener'in birinci olduğu dönem eleştirileriniz vardı. Bu yıl nasıldık? Eurovision başlı başına bir facia! Bana teklif etmeyi düşünseler bile son anda vazgeçerler. Bu adam orada çıkar, bir şey der diye...

* Yapar mıydınız? Bu mantık değişmediği müddetçe olmaz. Ben Müslüman, milliyetçi ve komünistim. Oraya Kıraç değil, kasedi olmayan biri çıkmalı. Ayrıca İngilizce konuşalım maymunluğuyla oraya katılmayalım! Madem müzik evrensel, o zaman Arapça katılalım! Niye Arapça, Farsça konuşmuyoruz. Maymuna döndük. Bizden tiksiniyorlar. Gittikçe komik oluyoruz. Adam bir şarkı yapıyor, Türkler anlamıyor. Hepimiz İngilizce öğrenmek zorunda değiliz. Bu zorunluluğumuz yok!

* Peki nasıl katılmalıyız? Yeni bir beste gerekmiyorsa, bir türkü seçelim gönderelim. Mesela; 'Eşeği Saldım Çayıra' gayet güzel bir türkü. Onunla katılalım. Tamam serttir ama kötü değildir. Tuhaf tuhaf bakarlar. Bakın onu İngilizce de söyleyebilirim. (gülüyor) Anlasınlar diye... Sen Necip Fazıl, Nazım Hikmet'in yaşadığı bir ülkede küstahlık yapamazsın, kusura bakma! Kafatasçı milliyetçilik değil benimkisi...

* "Shake It Up Shekerim"i nasıl buldunuz? Kenan iyi müzisyen. Müziği bilir ama İngilizce anlayışını o getirmedi. İlerici mi, gerici miyim şimdi ben?

* 40 yaşında evlenmeyi ve 3 çocuk istediğinizi söylüyordunuz. Ayşe Şule Bilgiç'le planlarınız hala aynı mı? Mutlu bir beraberliğimiz var, herhalde çok uzun süre beklemeyiz. Yani bir yılı bulmaz ama tarih yok şu an... Hala üç çocuk düşünüyorum, biri yedek kalsın...

* Ayşe Hanım'ın sizi eleştirdiği oluyor mu? Eleştiriye açık bir insanım. Ayşe de sevdiğim bir insan. Bazı konularda benden daha mantıklı. Bir de karakterlerimiz birbirine çok yakın. Ben 17 Haziran, o da 4 Haziran doğumlu... İkimiz de İkizler burcuyuz. İkizler burcu kendi burcundan olan insanların eleştirilerini dinler.

* En çok hangi yönünüzü eleştiriyor... Fevri olma şunları söyleme dediği oluyor mu? İlk başlarda oluyordu. Ama alıştı. Çünkü benim hayata karşı bir duruşum var. Onun eleştirilerini ne kabul ediyor ne de reddediyorum. Oturup dinliyorum. Saçlarımı eleştiriyor, uzatmamı istemiyor.

* Yaptığınız "Fenerbahçe Marşı"nın çalıntı olduğu iddiaları ortaya atıldı... Evet, '1 Mayıs' marşından çalıntı olduğu söylendi. Bırakın her şeyi teoride ve teknikte o söyleyen kişiyle birlikte mi çaldık? Nereden biliyor? Birisi bana bunu diyorsa ve ben onu tanımıyorsam bu art niyettir. 1 Mayıs marşını çalamazsın ki, herkes bilir. Ayrıca Kıraç salak mı?

* "Beyaz Gelincik"in jenerik müziği için de çalıntı iddiaları ortaya atılmıştı... Hepsi için atıldı. En çirkini "Fenerbahçe Marşı" için oldu. "Zerda" dizisinin müzikleri için 6 kişi geldi. "Ben yaptım" diye... 500'ün üzerinde eserim var. Meramımı insanlarla paylaşmak için başıma bu kadar iş açtım ama hayatımı gururla yaşıyorum. Eğer farklı düşünceler olursa, elimin tersiyle her şeyi bir anda iterim, bu işi bir anda bırakırım..

* Bu söylediğinizde samimi misiniz? Saygınlığımı kaybettiğimi düşündüğüm anda bırakırım.

ASLI ÖRNEK - SABAH GAZETESİ

Emel

"Eğlenilecek Kızlar, Evlenilecek Kızlar" adlı yeni bir albüm çıkaran Emel Müftüoğlu, Sezen Aksu'ya duyduğu sevgiyi anlattı: "O çok özel bir kadındır ve kimse kendisini onunla kıyaslamasın! Hayatı o kadar güzel öğütmüş ki... Sezen'in artık tek bir görevi var o da insanlara yardım etmek!"

Üç yıl ara verdiği müzik dünyasına, "Eğlenilecek Kızlar, Evlenilecek Kızlar" adlı albümüyle hızlı bir giriş yapan Emel Müftüoğlu, Sezen Aksu için "O benim hayatımın anlamı. Eğer olmasaydı, gider bir köye yerleşirdim" dedi. Yeni albümünün fotoğraf ve klip çalışmasını şovmen Okan Bayülgen'le yapan Müftüoğlu, 'can dostu' Sezen Aksu'nun hayatındaki önemini ve hakkında bilinmeyenleri ilk kez SABAH / GÜNAYDIN'a anlattı.

* Bugüne dek hep uzun aralardan sonra albüm yaptınız. Bunun özel bir nedeni var mı? Bir karar aldım ve bundan sonra 10 şarkılık albümler yapmayacağım. Single şeklinde, yaz ve kış olmak üzere iki albüm çıkaracağım.

* Sizin tüm albümlerinizde Sezen Aksu rüzgarları esiyor... Şarkı seçmekte özürlü bir insanım. Her şarkıyı albüme koyamıyorum. Zaman zaman "Sezen olmasa ne yapardım?" diye düşünüyorum.

* Albümlerinizde neden hep Sezen Aksu besteleri oluyor? Şarkı sözlerini, melodilerini seviyorum. Sezen Aksu şarkıları duyguyu çok yoğun verebiliyor. Yoksa 'kafiyeler uysun' diye yapılan şarkılardan ben de 10 dakika içinde binlerce yapabilirim. Sezen'e çok minnetarım. Eğer o olmasaydı bir köye yerleşirdim!

* Beste yapmak ister miydiniz? Çok isterdim ama beste yapmak bazı insanlara Allah tarafından verilmiş bir özellik. Yıllardır Sezen'in yanında çoğu bestesine tanık olmuşumdur. Sabah erkenden gözünü açar, durup duruken bir şeylerden etkilenir ve bir süre sonra o duyguyu o kadar güzel anlatır ki! Senin hissettiklerini şarkı olarak getirir karşına...

* Birçok sanatçı ondan şarkı almak için sıraya girerken, sizin albümünüze kendi isteğiyle katkıda bulunuyor... Ben onun şarkılarından geçtim artık. "Bana bir şarkı versin" gibi duygular içerisinde değilim. Gerekirse albüm bile yapmam çünkü benim ilişkim bunların üzerine kurulu değil. Sezen'le birlikte hayatımın çok değiştiğini biliyorum. Bir sürü kötü yönümü törpüledi. Ben çok kıskanç bir insandım ve vermenin almaktan daha keyifli olduğunu ondan öğrendim.

* Sezen Hanım için son zamanlarda çalıntı melodilerin üzerine şarkı yaptığı yönünde haberler çıktı. Bunun için neler söyleyeceksiniz? İnsanların bilgi sahibi olmadıkları konular hakkında, ahkam kesmesine bir anlam veremiyorum. Üstelik niyetlerinin de çok iyi olmadığını düşünüyorum. Ekran başında oturan insanlara olayları farklı gösterip, işin boyutunu değiştirmeye çalışıyorlar!

* Sizi de sinirlendiriyorlar... Ben size bu olayı tane tane anlatmak istiyorum ki; okuyucularımız okurken daha iyi algılayabilsin. Ben bir sanatçıyım, bir şarkı beğendim ve Yunan şarkıcı Anna Vissi'nin şarkısı bende. MESAM'a başvuruyorum; "Bu şarkının haklarını bana alıyorsunuz" diyorum. Onlar da bana "Şu kadar para ödüyorsunuz" diyor. Bedelini ödeyip, şarkıyı alıyorum ve müziğine dokunmadan üstüne sözlerini yazıyorum. Albümün kartonetine de Anna Vissi'nin adını yazıyorum.

* Buraya kadar sorun yok gibi görünüyor... Aradan iki yıl geçiyor ve şarkının başka bir sahibi ortaya çıkıyor! "Bu şarkı benimdi, dava ediyorum sizi" diyerek MESAM'ı dava ediyor. Bu olayla Sezen Aksu'nun uzaktan yakından hiçbir alakası yok. Tamamen şirketler sorumlu. Buna rağmen Sezen, iki yıl boyunca başkasına yanlış para ödendiği için yine de saygısızca davranmıyor. Ekranda ise şarkı hırsızlığı yapmış gibi anlatılıyor. Allah'tan Sezen Aksu'nun Türk halkında büyük bir kredisi var ve insanlar onun böyle bir şey yapmayacağını biliyor!

* Sezen Aksu bu olaylara nasıl tepki veriyor? Sezen tepkisiz kalarak tepki veriyor. Ben ona hep "Nasıl bu kadar sakin kalabiliyorsun?" diye sordum. "Hiç üzülüp, kafanı yorma bunlar için. Çünkü bu hukuksal bir olay ve avukatlarım halleder. Eğer birileri için üzülüp, 'Ne yapmalıyım?' diye düşünüyorsan; açlıktan çöp karıştırıp bir lokma ekmek bulmaya çalışırken otobüs altında kalan çocukları düşün ve onlar için üzül" dedi.

* Bu yanıt size dokundu mu? Sezen'in herkesten farklı olduğunu bir kez daha anladım. Bunları ilk kez konuşuyorum; ilk ve sondur! Benim için Sezen gerçek bir insan modelidir. Türkiye'de hakkında haksız yere en çok yazılıp çizilen kişi Sezen Aksu'dur. İnsanlar Sezen'den bir konuda çekinirler çünkü; o açtığı her davayı kazanan taraftır. O çok özel bir kadındır ve kimse kendisini onunla kıyaslamasın. Hayatı o kadar güzel öğütmüş ki; tek bir görevi var o da insanlara yardım etmek!

* Okan Bayülgen albümüzünün görsel bölümünü üstlenmiş. Nasıl oldu bu çalışma? Okan fotoğraf çekmeyi çok seviyor. Daha önce "Çalışalım" diye konuşmuştuk. Ben de albüm fotoğraflarını çekmesini istemiştim. O "Siyah-beyaz çekiyorum" deyince, seve seve kabul ettim.

* Neden siyah-beyaz fotoğraf istediniz? Çünkü fotoshop'lu resimlerden bıkmıştım. "Yamuk yumuk bile çıksa istiyorum" dedim. Sonrasında klip çekmek istediğini söyledi, onu da kabul ettim. Aslında biz klibi mart sonunda çektik. Çok meşakkatli bir işmiş, çok yorulduk. Bugüne kadar Okan'ı çok seven, bayılan birisi değildim ama çalışmaya başladıktan sonra onu çok sevdim. Sayesinde kendimi çok güzel ifade ettim. Okan'ın objektifi beni çok keyiflendirdi. Bambaşka bir dünyaya götürdü.

BAŞAK ÇOKAN - SABAH GAZETESİ

Emre Altuğ

"Belki aşksızlıktan öleceğim ama / Yine sana dönmeyeceğim / Bu kış yüzüm gülmedi ama ben / Bir de yazı bekleyeceğim..." Emre Altuğ'un beşinci albümüne ismini veren "Kişiye Özel"in nakaratı bu sözlerden oluşuyor. Çıkış parçası "Kapış Kapış"ta ise aşkın değerini bilmek gerektiğini anlatıyor...

Emre Altuğ aşk, ayrılık, erotizm ve neşe dolu bir albümle daha karşımızda. Bu albüm sayesinde büyüdüğünü söylüyor. Büyüdüm ama evlenmeyeceğim diye de ekliyor. Evlenmek için büyüdüğünü sindirmesi gerekiyormuş. Henüz küçük bir büyükmüş.

Albümün çıkış tarihi için 19 Mayıs diyordunuz, 5 Haziran'da çıktı. Ne oldu da ertelemek zorunda kaldınız?

- 19 Mayıs'ta albüm hazırdı. Fakat bir aksilik çıktı. Bir parçayı çıkartmak zorunda kaldım. Her şerde bir hayır vardır diyerek pes etmedik. Sezen'in stüdyosunda çalıştığım için önce Sezen bana bir parça dinletti. Şarkı bana biraz alaturka geldi. Gırtlak yapıma çok uymuyordu. Ben yeni bir şarkı yapayım derken Şehrazat'la bir araya geldik. Ve ondan benim çok beğendiğim zaten albümün için de var gibi hissettiğim "Kapış Kapış" şarkısı çıktı. Kendime ait bir şarkıyla çıkmak isterken yine olmadı.

Neden kendinize ait bir şarkı ile çıkmak istiyordunuz?

- Çünkü albümün üzerinde çok uğraştık. Yeni bir sound yakaladık. Benim sözlerimde, anlatım şeklimde bir farklılık var. Dolayısıyla beni en doğru anlatan parçaların benim parçalarım olduğunu düşünüyorum. Fakat Şehrazat'ın parçası o kadar çabuk yakalıyordu ki! Hem çok seksi hem de çok eğlenceliydi. Her şey tepetaklak oldu.

Ve bunlar son 15 gün içinde oldu.

- Evet. Ben bu harekete başladığımda albümün son hali Amerika'dan gelmişti. Gelen bandı çoğaltılsın diye fabrikaya gönderecektik.

"Kapış Kapış" şarkısını çıkış parçası ve A 1 yapacak kadar sevme nedeniniz nedir? Bu şarkıda ne kapışılıyor?

- Her yerde gündelik aşkların çokluğundan dem vuruluyor. Şarkıyı söyleyen kişi ile aşkı paylaştığı insan herkes gibi olmamaya çalışıyor. Daha kalıcı bir aşk yaşama telaşı var. Yakalanan aşkın değerini bilme şarkısı.

Albümde aranjör olarak Hacı Mustafa Ceceli'nin ismini görüyoruz. Biz onu Sezen Aksu sayesinde tanıdık. İkili Delilik, Gidemem gibi şarkılar ona ait. Siz de Ceceli ile Sezen sayesinde mi tanıştınız?

- Yok, biz daha eski tanışıyoruz. Benim "Aşk-ı Kıyamet" şarkımın da aranjesi ona aittir. Mustafa çok genç bir isim. Son yılların en iyi aranjörlerinden olduğunu düşünüyorum. Aşırı yetenekli. Zaten böyle olmasa Sezen onu kolay kolay kapmazdı.

Kaptı ama sizinle de paylaşıyor?

- Tabii Sezen arkasını döndüğü an biz de kapıyoruz. Bir sene evvel konuşmaya başladık. Fakat yoğun çalışma dönemi dört ay. Önce benim evimdeki stüdyoda arajmanları bitirdik. Son bir ayda da Sezen'in stüdyosuna geçtik.

Peki isminin başındaki Hacı nereden geliyor?

- Gerçekten Hacı. Şu anda 27 yaşında. 23 yaşında annesini götürmek için hacca gitmiş. Gitmişken o da hacı olmuş. Gördüğün zaman hacı diyebileceğin bir insan da değil. Maneviyatını kendi içinde yaşayan biri.

Mustafa Sandal, Burak Kut, Yalın, Özcan Deniz, Emel Müftüoğlu, daha sayamayacağım bir sürü isimle aynı anda albüm çıkardınız. Bu durum avantaj mı dezavantaj mı?

- İnsanların bu albümlerden herhangi birini almak için müzik dükkanlarına gidecek olması, bir tane almışken bir tane daha alacak olması bir avantaj. Aslında sektör hareketleniyor. Dezavantajı da albümünüzün bütün bu albümlerin arasından sıyrılmak durumunda olması.

Bu albümde sözü ve müziği size ait olan şarkılar ne anlatıyor?

- Son üç yılımın, bütün duygularımın oluk oluk aktığı şarkıları bunlar. Gerek kendi yaşadıklarımdan gerek etrafta yaşananlardan yani duygu olarak bana bir şey ifade eden hikayelerden ortaya çıktı. Bütün üretimi son dört ayda yaptık. Ve deneysel bir metot uyguladık. Benim şarkılarım kafamda hazırdı. Ama tamam değildi. Mustafa ile eve kapandık. Ben ona şarkının ilk bölümünün sözünü ve müziğini verdim. O aranje etti. Ben onun aranjesini dinledikten sonra ikinci bölümün sözünü ve müziğini yazdım.

"Kişiye Özel" albümü hayatınızda neyi değiştirdi?

- İçimde yıllardır yer eden, kalbime çomak sokan duygularım vardı. Yaptığım her şarkı sayesinde bir çomaktan kurtuldum. Ben bu albüme başlarken çok yorgundum. Müziği bırakmak bile aklımdan geçiyordu. Bittiğinde bir 50 yıl daha müzik üretebilecek enerjim vardı. Çok rahatladım.

Bu albümle birlikte hayatınızdaki birçok şey değişti. Yıllardır gizli saklı yaşadığınız ilişkinizi artık saklamıyorsunuz. Bunun bir şeyleri çözümlemenizle, çomaklardan kurtulmanızla, kendinizle hesaplaşmanızla ilgisi var mı?

- Pozitif anlamda etkisi olduğu kesin.

YENİ BÜYÜDÜM EVLENMİYORUM

"Evlenmiyorum. Benim ağzımdan hiç böyle bir şey çıkmadı. Evet büyüdüm ama henüz evlenmeyeceğim. Bu albümle büyüdüğümü daha yeni idrak ettim. Bunu içime sindirmem lazım. Büyümüş olmak benim için çok yeni. Küçük bir büyüğüm. Ancak büyük bir büyük olduğum zaman evlenebilirim. Bu dedikodu ağının çok zarar verici olduğunu düşünüyorum. Tam albüm çıkmışken evleniyorlar diye bir yalan uydurmaları feci. Benim ekmeğimle oynuyorlar. Çünkü herkes albüme değil evliliğe odaklanıyor. Bu ilişki iki buçuk seneye yaklaştı. İki buçuk senedir biz her yaz evleniyoruz. Şimdi bizi yakaladılar. Ama yakalandık diye bir şey değişmeyecek. Ben yine yaşadığım özel şeyi göz önünde yaşamayacağım. Vıcık vıcık olmayacağım. Albümün promosyonu için bilinçli olarak yakalandığımızı söylüyorlar. Ne kadar saçma. Bunu yazıp çizenler bir ay önce "Emre Altug genç kız hayranlarını üzmemek için sevgilisi ile görüntü vermiyor" da diyorlardı. Hangisi doğru bunların. Benim için ikisi de doğru değil. Bu aşamadan sonra magazin için değerli olan haber, bizim ayrılmamızdır. Ya da evlenmemiz! Benim doğrum ise şu: Benim özel hayatım beni ilgilendirir..."

HAYATIMDA YAZDIĞIM EN GÜZEL SÖZLER

"Kişiye Özel, benim son yaptığım parçanın adı. Alan herkesin albümü kendine özel hissetmesini istedim. Tamam bu şarkıların hepsi benim kalbime giren mızraklar olabilir. Ama isteyen alıp bu mızrakları istediği yere sallayabilir. Bir de iddia ediyorum hayatımda yazdığım en güzel sözler bu albümde. Müzik hep orta ritmin üstünde. Ama dans albümü değil. Daha pop rock bir albüm oldu."

SABAH PROGRAMLARINA KATILMAYACAĞIM

"Artık sabah ve öğlen kuşağı programları bana senaryosuz Brezilya dizisi gibi gelmeye başladı. Herkes oynuyor. Hiçbir inandırıcılığı yok. Ben bu programlara katılıp nasıl albümümü tanıtayım? Hiçbir inandırıcılığı olmayan bir konseptin içinde nasıl inandırıcı olabilirim? Kendi kendime nasıl inanırım? Yapamam. O yüzden de katılmayacağım. Kesin ve net kararım budur."

Sibel ARNA - Hürriyet Gazetesi

Demet Akalın

Bu yılın en çok ödül alan kadın şarkıcısı Demet Akalın yeni çıkardığı "Tatil" adlı single çalışması ile yaza da damga vurmaya hazırlanıyor. Kendisini kıskananların çok olduğunu söyleyen Akalın ekliyor: "Şu andaki kariyerimde olmak için canı giden çok! Ama bu çok normal..."

* Son bir ay içinde sayısız ödülün sahibi oldunuz... Evet, aslında gazetelere yansımayan bir o kadar daha ödül aldım. Hatırı sayılır üniversitelerden 'yılın en iyi kadın pop sanatçısı' seçildim. 2006 başarı grafiğimin yükselişe geçtiği bir dönem oldu.

* Evde ödüller için bölüm var mı? Evet! Bu soruna çok şaşırdım çünkü daha dün yaptırdım. Salonumun duvarının bir tarafına aldığım ödülleri sergilemek için bir raf yaptırdım, gelen misafirlerimiz görsün diye... Üç tane üst üste yaptırmıştım, şimdiden iki tanesi doldu bile.

* Yaz için hayranlarına süpriz bir single çıkarıyorsun, ismi 'Tatil'... Aslında ben albüm çıkarmayı düşünmüyordum. En azından yazı geçirmek istedim. Fakat o kadar çok email aldım ki, insanlar benden mutlaka birşeyler bekliyorlar. 'Tatil' şarkısını dinlediğim zaman, yaz için uygun olduğunu düşünerek single yapmaya karar verdim. Aslında bu olay plak şirketleri için çok büyük bir risk ama Bülent Seyhan sırf benim için bu olaya gözü kapalı girdi.

* Albümlerinizdeki tüm şarkılar herkesin dilinde. Bu, çıkaracağınız her albümde 'acaba yine başarılı olur mu'lara neden oluyor mu? Olmaz olur mu, dengem sarsılıyor! Tutar mı, tutmaz mı, ne olur diye düşünüp düşünüp kilo veriyorum sürekli (gülüyor)... Ama bu insanı kamçılıyor. Yakında Günay'da sahne alacağım. Ve birçok süprizim var.

* Nedir bu süprizler? Öncelikle Huysuz Virjin gibi bir duayenle aynı sahneyi paylaşacak olmaktan ötürü çok ama çok mutluyum. Çünkü çalışmayı en çok istediğim insanlardan birisiydi. İkincisi, sahnede sanat müziği söyleyeceğim. İlk kez yapacağım böyle bir şey ama çok iddialı bir laf edeyim; 2 Haziran'da Günay'da alacağım sahnede herkes 'Vay be! Türk Sanat Müziği de söyleyebiliyormuş" diyecek.

* Albüm çıkaran birçok manken oldu. Seslerini beğeniyor musunuz? Ben ilk sahneye çıktığımda albümüm yoktu. Önce sahne tecrübesi elde etmek için gazino çalışması yapmaya başladım. 2.5-3 saat hiç durmadan şarkı söyleyebiliyorsan artık 'tamamsın' demektir. Bana ilk albümümü yapmak için destek olan isimlerden biri Niran Ünsal'dır. Üstelik ilk albümüm "Sebebim" şarkısıydı ve 10 yıl geçmiş olmasına rağmen hala istek alıyor. Ben manken arkadaşlarımın çıkardıkları albümleri de, seslerini de beğenmiyorum.

* Ebru Destan yakın dostunuz, alınmasın bu sözlerinize? Ben çok doğrucu bir insanım. Ebru benim arkadaşım olduğu için şu anda sert eleştirilerde buluyorum. Sesi henüz yeterli değil, albümdeki şarkılarda eksiklikler var. Onun da zamanla olacağını düşünüyorum fakat şunu da söyleyeyim; Ebru sahneye çok yakışan bir kadındır.

* Kıskanılıyor musunuz diğer meslektaşlarınız tarafından? Olmaz mı! Bir gün ekranda bir laf ettim, ciddiye alıp ortalığı karıştıran insanlar oldu. "Ben beğenmediğim şarkıları başka arkadaşlarıma dağıtıyorum" dedim ama şaka olsun diye söylemiştim. Bu lafımı dikkate alıp bestecim Ersan Bey'e telefon açıp, şarkısını iade edenler oldu. Kıskanılmak çok normal çünkü benim şu andaki kariyerimde olmak için canı giden insanların olduğunu biliyorum. Ben olsam beni kıskanırdım zaten (gülüyor)... Benimle öyle isimler uğraştı ki, hadi canım o kadar da değil dersiniz. Müzik şirketim dev fotograflarımı binalara giydirmişti. Onu oradan kaldırın, bunu buradan indirin diyen o kadar çok insan oldu ki... Kaset kapağımın janjanını bile kıskanıyorlar!

ROPÖRTAJ: BAŞAK ÇOKAN - SABAH GAZETESİ


Get your own Chat Box! Go Large!