Birgün bana soracaksın,beni mi yoksa hayatı mı daha çok
seviyorsun diye. hayatı diyeceğim, küsüp gideceksin ama
hiçbir zaman bilmeyeceksin ki benim hayatım sensin.
BİR KELEBEK OLSAYDIM YAĞMUR GÜNEŞ DEMEDEN
YANINA UÇARDIM.OMZUNA KONUp SANA DOYASIYA BAKARDIM BİR HABER VERMEDEN YANAĞINDAN ÖpER KAÇARDIM!...
Seni seven ben degil K-A-L-B-I-M Seni arayan ben degil E-L-L-E-R-I-M Seni hasret özlemiyle arayan ben degil G-Ö-Z-B-E-B-E-G-I-M Sana dokunmak icin yanan ben degil Y-Ü-R-E-G-I-M.
Röportajlarımızın hepsi gasteden dir.
Sertab Erener, müzikteki 15. yılını 11 Eylül'de vereceği "Otobiyografi" konseriyle kutlayacak. Erener, yakında çıkacak olan "Painted On Water" isimli türkü albümüyle Grammy'ye aday olmak için başvurusunu yaptı...
Her yıl yaptığı albümlerle dikkatleri üzerine çeken popçu Sertab Erener, 11 Eylül'de Kuruçeşme Arena'da müzik kariyerindeki 15. yılını geride bırakacak. Operadan popa birçok müzik türünü kapsayan ses yeteneği ile tanınan Erener, hayranlarının karşısına çok özel bir repertuvar ile çıkacak. Demir Demirkan'la bir türkü albümü de hazırlayan Erener, "Alacağım" dediği Grammy ödülü için de başvuruyu yaptı.
ERENER'İN 15 YILI NASIL GEÇTİ?
Tek kelimeyle söylemek gerekirse: 'Harika'! Ben 'şanslı' demek istemiyorum ama yaşadığım her şeyin sahibinin kendim olduğuna inanıyorum. Ne istediysem yaşadım. Pişmanlıklarım yok. Çünkü hepsinden bir şey öğrendim...
15. YIL KONSER KONSEPTİ NE?
Aslında 25-26 şarkılık bir repertuvar var. Ama bu parçaları olabildiğince elemeye çalıştık. Konsere konuk olacak sanatçıları şöyle düşünebilirsiniz; benle tanıştığınızdan beri bana emek vermiş insanları sahneye "şarkı söyleyelim" diye çağıracağım.
ONA EN ÇOK NE SORULUYOR?
Bana en çok sorulan soru: 'Ne zaman evleneceksiniz?' Ben de 'Biz böyle mutluyuz' diyorum. Bir de 'Ne zaman çocuğunuz olacak?' diye soruluyor. Kardeşim sana ne yaaa?
NEDEN BODRUM'DA YAŞIYOR?
Aslında biz Bodrum'a yerleşmek için gitmedik. Demir'le (Demirkan) "Painted On Water" isimli bir albüm çalışmamız var. Bu bir projenin başlangıcının ilk adımı. Bu albümün özelliği, bizim türkülerimizin dünyaya sunulması. Bizim türkülerimiz olağanüstü melodiler içeriyor. 2 aydır, binden fazla türkü dinledik. Kafamızı dinleyelim diye de Bodrum'a gittik. Öyle Türkbükü'nde değil, dağ başında yaşıyoruz.
GRAMMY İÇİN NE DİYOR?
"Grammy adaylığı" lafı çok iddialı bir söz ama iddiadan hiçbir sakınca gelmez. Bu albümün ona değer bir albüm olduğunu düşünüyorum. Yaptığımız bu albümün dünyaya sunulacak yeni bir keşif olduğunu hissediyorum. Bu kafada çok fazla üretilmiş proje yok! Grammy alınca, müziği bırakacağım gibi bir şey söz konusu değil. Bu benim için bir adım. Kendi bireysel yolculuğumda kendi olmazlarımı tamamen unufak etme hali... Bu iddialar birilerine değil, kendime bir şeyler gösterme halim.
RESMEN ADAY OLDU MU?
Başvuru için Grammy'ye üye olunması gerekiyormuş. Önce internet sitesindeki formları doldurduk. Bu; dünya üzerinde 7 bin kişinin oyladığı, 7 bin insana Grammy'ye aday olan albümlerin yollandığı ve herkesin dinleyerek eleyip puanladığı yapıda bir şey. Albümün konserlerini verip, promosyonunu yapabilirsek Grammy alabilir.
SERTAB NEREYE KOŞUYOR?
Ben bir dönem yapabileceğim birçok şey olduğunu keşfettim. Bu
düşünce beni özgürleştirdi. Çünkü tekrardan sıkılan biriyim. Yeni olan
her şeyde hayat var ve ben oradan besleniyorum. Sesimi bir enstrüman
gibi kullanıyorum. Bu konuda illa sözlü bir dünyada sıkışıp kalmanın da
bir alemi yok. Jose Carreras'la bir düet yapmaya kalktığımda gidiyorum,
daha önce yaptıklarımı gözden geçiriyorum. 'Tamam star olduk' deyip,
oturmak benim karakterime uymuyor.
Alanis Morisset'e benzemiyorum...
"Ekşi Sözlük"te beni Alanis Morisset'e benzetiyorlarmış. Ama i-Pod'um'da bir şarkısı bile yok. Kendisinin 'Jagged Little Pill' isimli albümü 30 milyondan fazla sattı, orada ezberlediğim şarkılar da var ama böyle bir benzerlik söz konusu olamaz. "Ekşi Sözlük" de değerlendirmek isteyeceğim bir yer değil!
Ben Türkçe müzik dinlemiyorum. Dinlediğim müzikler daha çok sözsüz müzikler... Norah Jones, Cindy Luper, Joss Stone olağanüstü sesler... Bir de Demir'den (Demirkan) dolayı 10 yıldır tanıdığım rock grupları var, onları da dinlemeyi tercih ediyorum.
Demir'le projeyi konuştuk, yeni bir ekip kurduk
Ben bu konseri niye yaptığımın öyküsünü ve bu 15 yıllık süreci Demir'le konuştum. Bana o rejiyi ve öyküyü oluşturmakta çok yardımcı oldu. Şimdi çalıştığım başka insanlar var. Çünkü kocaman bir ekip kurmak zorundayız. O konserden sonra bu projenin DVD'si çıkacak. Türkiye'de bugüne kadar çıkmış dünya kalitesinde bir DVD yapma projesindeyim. O tip kayıtları yapabilecek ekipman olmasa da onları yurtdışından getirtiyoruz. Mesela yönetmenimiz Los Angeles'tan, senfoni orkestramız Bulgaristan'dan geliyor. Son derece enternasyonel bir ekip kurduk. Biraz tiyatro gibi düşünün; sözü, replikleri olmayan müzikal bir öykü gibi bir şey...
ASLI ÖRNEK GÜNAYDIN
Gülşen, Ercan Saatçi'nin prodüktörlüğünde çıkardığı "Gülşen-Ama Bir Farkla" adlı yeni albümünde müzisyen kimliğinin ön plana çıkarıldığını açıkladı:
"Eski albümlerimde güzelliğim ön plana çıkarılıyordu. Yeni albümümde
ise söz yazarlığım ve yorumcu kimliğimin altı çizildi, çok mutluyum"
dedi...
Özel hayatıyla ilgili de önemli açıklamalarda bulunan Gülşen, mimar sevgilisi Fahrettin Aykut'la evleneceğinin de müjdesini verdi: "Bir kaç ay içinde evlenip Londra'ya yerleşeceğiz. Fahrettin, Londra'da bir otelin işini aldı. Dolayısıyla uzun bir süre orada kalacak. Ben de onun yanında olacağım. Bundan böyle bütün işlerimi oradan yürüteceğim."
- Hande Yener, "Bakkal şarkısı yapanlar" dedi ve ortalık karıştı. Siz ne diyorsunuz bu bakkal polemiği için? Bu tarz kavramları anlamıyorum. Anlamadığım için de bir yorumda bulunmayacağım. Yalnız şunu söylemek isterim; müzikle uğraşanlar konuşmazlar, sadece üretirler...
- Gelelim yeni albümünüze, daha doğrusu 'gerçek' albümünüze... Evet, gerçek albümüm "Gülşen-Ama Bir Farkla" bu hafta piyasaya çıktı. Ercan Saatçi gibi başarılı bir müzisyen prodüktörle çalışmanın mutluluğunu yaşıyorum. Prodüktörüm müzisyen olunca doğal olarak bu albümde müzisyen kimliğim ön plana çıkarıldı. Diğerlerinde böyle değildi.
- Nasıldı? Herkes iyi bir yorumcu olduğumu, iyi beste yaptığımı biliyordu. Ama projeler, güzel bir kadının projesi olarak sunuluyordu. Bu albümde söz yazarlığımın, besteciliğimin ve yorumcu kimliğimin altı çizildi. Güzel kadın ve imaj geri plana atıldı. Benim de istediğim buydu. Çok mutluyum. Bu albüm, müzik kariyerimde profesyonel bir adımdır.
- Ancak "Of Of" klibindeki seksi kız Gülşen hâlâ hafızalarda. Şimdi o işleri yapmaktan pişman mısınız? Hayır, o işlerden asla pişmanlık da duymuyorum. Ama dediğim gibi artık müzisyen gibi yaşayan, yaratıcı, üretici Gülşen'in ön planda olmasını istiyorum. Allah'ın bana vermiş olduğu yetenekler varken, dişiliğimi ön plana çıkarmaya hiç gerek yok.
- Albümde sözü Ercan Saatçi'ye ait olan 'Kara Böcükler' isimli bir şarkı var. Kim bu kara böcük ya da böcükler? Bu şarkıda kime gönderme yapıldı tarzı düşüncelere kapılmak bencilce bir davranış olur. Sanatçı, diğerlerinin göremediği şeyi gören, hisseden, bunu da sözüne ve müziğine yansıtandır. Kara böcükler, insanlığın en aşağılık yerinde duranlara, yani kötü kalplilere, kötülükle beslenenlere, hasta ruhlulara bir söylemdir. Ben çok sevdim sözlerini. Çünkü çok şey anlatıyor.
- Yani sizin yaşadıklarınızı, hayatınızdaki kişileri mi anlatıyor? Sanat ve sanatçı kavramını idrak edememiş insanlar ancak bunu kişiselleştirirler. Oysa ki sanatçı demek, günlük hayattaki olaylara herkesin gözüyle bakmamak demektir. Ercan Bey'in sadece Gülşen'in yaşadıklarından etkilenip bu sözleri yazdığını sanmıyorum. Çünkü günlük yaşamın içerisinde yaşanan o kadar olumsuzluklar var ki, gündem kötü kalpli insanların eylemleriyle dolu. İşte bu şarkı, tüm kötülüklere baş kaldırıyor.
- Sizce bu kara böcükleri yok etmenin bir formülü var mı? Var tabii, onları kabul etmemek. Ben kabul etmiyorum mesela...
- Nasıl etmiyorsunuz? Yaptıkları kötülükleri iyi enerjimle geri gönderiyorum. Dünyada iki denge unsuru vardır; iyilik ve kötülük... Belki zaman zaman bu denge bozulup, kötülüğün ağır bastığı oluyordur. Ama ben ilahi adalete ve Allah'ın üzerimizdeki enerjisine çok inanıyorum. Hayatınızda neyi kabul ederseniz onlar içeri girer. Kötülüğü üzerinize alırsanız, mutsuz olursunuz. Almazsanız o kötülük sizi etkilemez, gider sahibine çarpar. Bunu da zaman içerisinde görürsünüz zaten.
- Siz gördünüz peki? Tabii ki... Ben, bana yapılan her şeyi, iyiliği de kötülüğü de görüyorum. Her gelen kötü enerjiyi sevgiyle geri gönderiyorum. Çok iyimsersiniz diyeceksiniz ama mutluluğumu buna borçluyum. Çok mutlu bir kadınım. Hayattaki en büyük hırsım, mutlu ve huzurlu olmak. Kara böcükler için bile iyi şeyler düşünmek gerek. Kötülüğün cevabını ancak iyilikle verebilirsiniz.
- Albümde "İhtilaller" adlı bir şarkı var. Hiç ihtilal gördünüz mü? Görmüşüm ki, bu şarkıyı yazmışım. (Gülüşmeler) 1980 ihtilalinde çok küçüktüm, hatırlamıyorum. Ben bu şarkıda ihtilalin aşk versiyonunu anlattım.
- Duygusal darbeyi yani... Öyle...
- Bu darbe nasıl bir iz bıraktı sizde? Yaşanan her olumsuzluk, hayata karşı sizi daha da güçlendiriyor. Her şey insanlar içindir. Yaşadığım tüm duygulara, olumsuzluklara, bana değer katan her zerreye teşekkür ediyorum. Bunlar, beni ben yapan şeylerdir. Ben çok güçlü bir kadındım ama bu darbe beni daha da güçlendirdi. Güç, yaşananlara nereden baktığınızla ilgilidir. Ben işe iyiliğin penceresinden baktım. Her üzüntü bana bir anlam kattı. Yoksa kahrımdan ölüp, bitmedim.
- Bir takım mesaj ve kamera kayıtlarıyla tehdit edildiğinizi söylediniz... Sözünüzü kestim ama bu konu mahkemeye taşındı. Dolayısıyla konuşmak istemiyorum.
- Neden şimdi mahkemeye müracaat ettiniz? Bekledim ama iş artık akıl almaz boyuta ulaştığı için mahkemeye başvurdum.
- Erol Köse ne istiyor olabilir sizden? Bilmiyorum ki... Sadece ben ne istediğimi biliyorum.
- Ne istiyorsunuz? Huzur ve mutluluk. Kimsenin ne istediğini düşünecek kadar zamanım değersiz değil. Hayat o kadar kısa ki, çok hırslı olmaya gerek yok. Yastığa başınızı koyduğunuzda huzurlu uyuyabiliyorsanız, en büyük zenginlik budur bence.
- Erol Köse bir röportajında, "Elimi çekince daha mı yükselir, yoksa düşer mi zamanla göreceğiz" demiş... Nedir durumunuz? Maddi ya da manevi bir kaybınız var mı? Hiç öyle bir kaybım yok Allah'a şükür. Benim şu anda durumum belli. Beni mutsuz etmek isteyenleri çok mutsuz görüyorum bu arada...
- Peki Gülşen Hanım, Reha Muhtar desem... Bu konularla ilgili konuşmak istemiyorum ama sadece şunu söylemek isterim ki, yanımda olan herkese çok teşekkür ediyorum.
- Biraz da yeni sevgilinizden söz edelim. Fahrettin Aykut'la nasıl tanıştınız? Yeni bir ev aldım. O evin dekorasyonu için birkaç mimar ile görüştüm. Görüştüğüm mimarlardan biri de Fahrettin'di... Onu ilk gördüğüm an, "Tamam işte bu" dedim. Yani o an aşık oldum. Aynı şeyleri Fahrettin de hissetmiş. Çok klasik bir adamla çok klasik bir kadın, derinliği olan bir aşk yaşıyor işte... Bizim ilişkimizin tarifi böyle. 1950'lerin aşkını yaşıyoruz. Birbirimizi çok iyi tamamlıyoruz, mutlu ediyoruz ve en önemlisi kırmıyoruz. Fahrettin evlenip, çocuk yapabileceğim bir adam. Bunu yürekten hissettim. Daha ne olsun.
- Ne zaman evleniyorsunuz? Çok yakında. Bir kaç ay içinde... Bir an önce gelinlik giymek istiyorum. Bu arada Londra'ya yerleşiyorum. Bundan böyle bütün işlerimi oradan yürüteceğim. Fahrettin, Londra'da bir otelin işini aldı. Dolayısıyla uzun bir süre orada kalacak. Ben de onun yanında olacağım. Galiba artık hep orada yaşayacağım.
- Neden? Bu bir kaçış olarak algılanmasın. Bir ayağım orada, diğer ayağımda burada olacak. Londra'da yaşamak, kendime verdiğim bir ödül. Sevdiğim adamın yanında olmak ve müzikal eğitim almak istiyorum...
- Evli kadına, sahipli kadına dokunulmaz ya... Bu yüzden evlenmek, Londra'ya giderek sorunlardan uzaklaşmak istemiş olabilir misiniz? Ben, içinde aşk olmayan hiçbir yerde olmam. O yüzden benim ana dilim aşktır. Evliliğe uzak duran, evlilik kavramıyla uzaktan yakından alakası olmayan birisiydim. Çünkü çevremde örnek alabileceğim bir evlilik yoktu. Annem ile babamın aşkına hep çok özendim. Fahrettin bana bunu hissettirdi. O yüzden evlilik bu kadar gündemimde.
- Erkekte ne etkiliyor sizi? Çok detaycı birisiyim. Detaylara aşık oluyorum. Ben sevgiye dönüşen bir aşk istemiyorum. Sevgiye dönüşmenin verdiği rahatlık ve vurdum duymazlık duygusu beni çıldırtır. Aşık olunca her anım, her şeyim o insana göre programlanır. Kimyam değişir. Bir bakış, söylenen bir söz, bir hareket benim için çok önemlidir. Önemsendiğimi hissetmek beni etkiliyor ve mutlu ediyor. Aşkta önemli kişi olmaya seviyorum. Çünkü ben de karşımdaki insana bunu hissettiriyorum.
- Peki bu yeni imajınızla ilgili ne diyeceksiniz. Biliyorsunuz
dün Kelebek'te bir haber çıktı. Mert Alaş ve Marcus Piggott ikilisinin
"Travel" adlı moda çekiminde kullandığı her şey, sizin yeni
fotoğraflarınızda kullanılmış. Söz sizde... Biliyorsunuz saçım bir
yıldır siyah. Kimi zaman uzuyor, kimi zaman kısalıyor. Proje bana
sunuldu, bende beğendim ve kabul ettim. Çekimler bir teknede
yapılacaktı. Fakat
- Son soru: Galiba 'Detay' şarkısının ilginç bir öyküsü var. Evet, Fahrettin'le beraber yaptığımız bir şarkı bu. Bir gün Fahrettin'i kızdırdım. Onu üzdüğüm için de çok üzüldüm. Sabah 05.00'te bu sözleri yazdım, sonra da onu uyandırıp, okudum... Çok beğendi... O kadar beğendi ki hayatında ilk defa beste yaptı. Şarkının ilk bölümünün bestesi ona aittir.
Bengü: "Kadın olduğumu yeni hissettim"
2/9/2007 tarihinde yazıldı.Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Müzik piyasasına girdiği dönemde çizdiği "mahcup bakışlı kız" imajından sıyrılan ve daha dişi bir imajla müzikseverlerin karşısına çıkan Bengü, "Kadın olduğumu yeni yeni hissediyorum" dedi...
Neden müzik şirketinizi değiştirdiniz? - Yeni albümümün hazırlıklarına başlamak istediğimde, şirketimin hiçbir adım atmadığını gördüm. Single önerisinde bulunduklarında, "Eğer albüm yapılmıyorsa ben gidiyorum" dedim. Sözleşmemiz de geçen aralık ayında bitmişti zaten.
Birçok müzik şirketinin arasından Erol Köse'yi seçme sebebiniz neydi peki? - Erol Köse çok zeki ve müzikten anlayan biri. Kendisinin prodüktörlük başarısına inandım. Bu kararımda Serdar Ortaç'ın da katkısı büyük gerçi... Çünkü Erol Bey'le bizi bir araya getiren Serdar'dır.
Anladığım kadarıyla Serdar Ortaç'ın son dönemde hayatınızdaki etkisi büyük... - Serdar bundan önceki albümde bana "Korkumdan Ağladım" parçasını vermişti. Daha o zaman sağlam bir dostluk oluştu aramızda. Serdar'ı dışarıdan soğuk bulanlar, tanıyınca çok iyi biri olduğunu anlayabilirler. Düet teklifimizi kırmadan kabul etti. Benim için stüdyoda kaç gece sabahladı. Çok ümitliyim bu albümden.
Sanki bu kez daha iddialı, daha kendinden emin bir Bengü var karşımızda... - Eskiden bir kenarda oturan, hiçbir şeye karışmayan, kendi halinde bir Bengü'ydüm. 21 yaşında girdim müzik piyasasına, bugün 27 yaşındayım. Zaman geçtikçe insanın ruhu farklılaşıyor. Birtakım şeylere baş kaldırmayı öğreniyorsunuz. "Ben artık kadın oluyorum galiba"yı hissetmeye başlıyorsunuz. Eğer bu albümde iddialı olmazsam, bir daha hiçbir albümde iddialı olamam! Bu savaşa yeni başladım ben. En büyük silahım da şarkılarım ve sesim. Duruşumda da şöyle bir değişiklik oldu; bana bir şey söyleniyorsa ben de kendimi savunmak zorundayım.
Bu silahlara ek olarak bir de dişilik eklenmiş sanki. Klibiniz oldukça iddialı mesela... - Fark ediyorum ben de. Kameraya bakışım bile değişti. Belki insanlar şaşkınlık içinde ama ben çok mutluyum. Sonuçta dünya değişiyor, fikirler değişiyor, ben niye değişmeyeyim? 30'a üç, dört merdivenim kalmış. Bu yaşların tadını çıkarayım biraz.
Önce Serdar Ortaç'ın açıklaması olarak okuduğumuz, ardından da aslında Erol Köse'nin açıklaması olduğunu öğrendiğimiz iddialı sözlere ne diyorsunuz? - Serdar bir sabah kalkmış ve gazetelerde böyle bir haberle karşılaşmış. Bu durumda Erol Bey'in parmağı var! Kendisi de albüm için yaptığımız basın toplantısında belirtti: "Ben arada yaparım böyle şeyler. Çoğu kelime Serdar'ın değildi. Ama söylediklerim doğruydu" dedi. Bence de doğruydu sözleri. Tutan şarkı, sokakta çalan şarkıdır ve bu yaz böyle bir şarkı yok! İlk defa bu yaz böyle bir boşluk görüyorum. İnşallah bu boşluğu da ben dolduracağım.
Peki siz de Serdar Ortaç gibi bir sabah kalktığınızda, söylemediğiniz halde "Gülşen'den daha iyiyim" dediğinize dair bir haber okusanız, ne hissedersiniz? - Evet, bu albümde Gülşen'den daha iyiyim! Kimseyle polemiğe girmeyi düşünmüyorum ama iyi bir şey yaptıysam da bunu söylemek en büyük hakkım. Tam istediğim gibi bir albüm oldu. O yüzden de kimseye laf ettirmem.
Peki bakkal şarkıları söyleyen biri olduğunuzu düşünüyor musunuz? - Hande Yener, Serdar Ortaç için "Bakkal şarkıları yapıyor" dedi. Çok kırıcı geldi bana bu sözler ve hiç sevimli bulmadım. Hande'nin şunu görmesi lazım; kendisini buraya getiren şarkılar, bakkal benzetmesi yaptığı şarkılardır! Hálá sahneye çıktığında o şarkıları söylüyor. Üstelik soğuk ve kötü görünümlü bir hipermarket olacağıma, sıcak bir bakkal olmayı tercih ederim! Hepimiz bakkal dönemi çocuklarıyız, onlarla büyüdük. Hande'nin "Kibir" diye bir şarkısı var. "Bakkal" diye alay ettiğinde, tıpkı şarkısındaki gibi kibirli bir şekilde bizi küçümsemeye çalışıyor. Ben bu işlere girdiğimde 21 yaşındaydım, Hande Yener ilk çıktığında 28-29 yaşındaydı. 40'a doğru geldiğinde karar verdi tarzını değiştirmeye.
Ebru Destan "Serdar en iyi bestesini bana verdi" demiş. Siz de aynı şeyi söylüyorsunuz. Kim haklı? - Hayırlı olsun kendilerine. Alkışlıyoruz Ebru Destan'ı! Başarılı bir iş yapıyorum ki, herkes bir şeyler söylüyor. Doya doya albümümü dinliyorum. Çok güzel bir yaz beni bekliyor.
Bunca yılın sonunda kendinizle ilgili neler öğrendiniz? - Kendime daha çok güvenmem gerektiğini öğrendim ve son iki yıldır da kendime eskisinden çok güveniyorum. Özellikle son zamanlarda ayaklarım çok daha sağlam yere basıyor. Aynaya baktığımda "Ne güzelmişim ben ya" diyorum!
Birdenbire mi kendinizi güzel bulmaya başladınız? - Bilmiyorum ki! Sadece son iki yıldır kendimi daha çok seviyorum.
"Aşk uğruna fedakarlık yapılmaması gerekir" cümlesi sizce doğru mu? - Bence insanın kendisi her şeyden önemli. Önce kendisi, sonra aşk...
"Hiç aşkı bulamayabilirim" düşüncesi sizi korkutuyor mu? - Bu örnekleri görünce korkuyorum. Mesela Tamer Karadağlı ve Arzu Balkan... Gönlünü kaptırdığı kişi muhteşem biri olsa, "Haydi neyse" diyeceğim. Oysa dünya güzeli bir karısı ve çocuğu vardı.
